Excel'de Stok Takibinden Kurtul: Kendi Stok Uygulamanı Yap | WP Okulu Blog
· 9 dk okuma · Son güncelleme: 29 Temmuz 2026

Excel'de Stok Takibinden Kurtul: Kendi Stok Uygulamanı Yap

Masaüstünde bir dosya duruyor. Adı muhtemelen şuna benziyor: STOK_SON_GUNCEL_v4.xlsx. Yanında da STOK_SON_GUNCEL_v4_yedek.xlsx var, çünkü geçen ay biri yanlışlıkla bir sütunu silmişti ve o günden beri kimse yedeksiz çalışmıyor.

O dosya işletmenin kalbi. Ne aldığın, ne sattığın, elinde ne kaldığı orada yazıyor. Ama dürüst olalım: orada yazan sayıya kimse tam olarak güvenmiyor. Depoda 12 tane görünen ürünün rafta 4 tane olduğunu herkes biliyor. Sayım günü geldiğinde de zaten hepsi yeniden yazılacak.

Müşteri arıyor: "Şu ürünün 38 bedeni var mı?" Cevap: "Bir bakayım, sizi arayayım." Kasadaki kişi Excel'i açamıyor çünkü dosya muhasebecinin bilgisayarında. Muhasebeci de o an dosyayı açık tuttuğu için diğerleri "salt okunur" uyarısı alıyor. Tanıdık geldi mi?

İyi haber şu: bu sorunu çözmek için artık ne yazılımcı tutman ne de aylık abonelikli hazır bir stok programına mahkum olman gerekiyor. Vibecoding sayesinde, elindeki Excel dosyasından yola çıkarak tam senin işine göre çalışan bir stok uygulamasını kendin yapabilirsin. Bu yazıda tam olarak bunu, somut bir örnek üzerinden adım adım anlatacağım.

Excel'in Sana Ödettiği Görünmez Bedel

Excel kötü bir program değil. Aksine, muhtemelen hayatında kullandığın en faydalı yazılım. Sorun Excel'in kendisinde değil — sorun, Excel'in tek kişilik bir hesap defteri olarak tasarlanmış olması. Sen ise onu çok kişili, çok şubeli, canlı bir işletme sistemine dönüştürmeye çalışıyorsun. Bu yüzden aşağıdakiler yaşanıyor:

Veri hiçbir zaman güncel değil. Satış anında kimse Excel'i açıp satırı güncellemiyor. "Akşam toplu girerim" diyorsun, akşam yoruluyorsun, ertesi gün iki günlük satış birikiyor. Excel'deki sayı gerçeğin bir gün, bazen bir hafta gerisinde kalıyor.

İki kişi aynı anda giremiyor. Dosyayı buluta koysan bile çakışmalar başlıyor: aynı hücreyi iki kişi değiştiriyor, biri diğerinin üstüne yazıyor. Sonuçta herkes kendi kopyasında çalışıyor ve ortada üç farklı "doğru" dosya oluyor.

Telefondan bakılamıyor. Depoda, rafın önünde, elinde telefonla durup "bu üründen kaç tane kalmış?" sorusuna cevap veremiyorsun. Excel'in mobil hali 40 sütunlu bir tabloda gezinmek için tasarlanmamış.

Uyarı yok. Excel sana "bu üründen 2 tane kaldı, sipariş ver" demiyor. En çok satan ürünün stoğu bittiğinde bunu ancak müşteri sorduğunda öğreniyorsun. Yani satışı kaybettikten sonra.

Sayım günü kabus. Yılda bir ya da iki kez, bir hafta sonunu tamamen sayıma ayırıyorsun. Kağıda çetele tutuluyor, sonra biri o çeteleyi Excel'e geçiriyor, sonra farklar çıkıyor ve kimse farkın nereden geldiğini açıklayamıyor.

Bunların hepsi ayrı ayrı katlanılabilir görünüyor. Ama toplandığında haftada kolayca 6-8 saatini ve bilmediğin kadar kaçan satışı götürüyor. Üstelik bu kaybın en can sıkıcı tarafı görünmez olması: kaç müşterinin "yok" cevabını alıp kapıdan çıktığını hiçbir yerde göremiyorsun. Excel sana kaçırdığın satışı raporlamaz.

Somut Senaryo: Üç Şubeli Bir Butik

Teoriyi bir kenara bırakalım ve gerçek bir işletme kuralım. Yazının geri kalanında bu örneği takip edeceğiz.

Diyelim ki üç şubeli bir kadın giyim butiğin var: bir cadde mağazası, bir AVM mağazası ve bir de depo-ofis. Kataloğunda yaklaşık 320 model var. Her model 4 beden ve ortalama 2 renkte geliyor — yani takip etmen gereken gerçek kalem sayısı 2.500 civarında. Excel dosyanın yapısı aşağı yukarı şöyle:

Sütun İçerik
A – B Ürün kodu ve ürün adı
C – D Beden ve renk
E – G Cadde, AVM ve depo adetleri
H Toplam (E+F+G formülü)
I – J Alış ve satış fiyatı
K Tedarikçi
L "Notlar" — kimsenin ne yazdığını hatırlamadığı sütun

Bir de yanında ikinci bir sekme var: "Satışlar". Oraya her akşam kim ne satmışsa yazılıyor. Ama son üç haftadır kimse yazmıyor.

Bu dosya kötü değil aslında. Aksine — içinde işletmenin tüm mantığı gizli. Hangi ürünü hangi tedarikçiden aldığın, kâr marjın, şube dağılımın. Yapman gereken şey bu dosyayı çöpe atmak değil, onu çalışan bir uygulamaya çevirmek.

Adım 1: Excel'i Claude Code'a Ver, Veri Modelini Çıkarsın

Çoğu insanın burada takıldığı yer şu: "Uygulama yapacağım da nereden başlayacağım? Hangi tablolar olacak, hangi alanlar olacak, bilmiyorum ki."

İyi haber: bunu bilmene gerek yok. Çünkü zaten biliyorsun — sadece Excel'in içinde duruyor. Claude Code, bir Excel dosyasını okuyup içindeki yapıyı çözebiliyor. Formülleri takip eder, hangi sütunun ne işe yaradığını anlar, tutarsızlıkları işaretler. Dosyanı bozmadan, sadece okuyarak.

Excel dosyanı proje klasörüne kopyalıyorsun ve şunu yazıyorsun:

"Klasördeki stok.xlsx dosyasını incele. Her sekmede ne olduğunu, her sütunun ne işe yaradığını ve formüllerin ne hesapladığını bana sade bir dille anlat. Sonra bu veriyi düzgün bir uygulamaya taşımak için nasıl bir veri yapısı kurman gerektiğini öner. Henüz kod yazma, önce plan yapalım."

Karşına şuna benzer bir özet çıkacak: "Dosyada ürün, varyant (beden/renk) ve şube olmak üzere üç ayrı kavram var ama hepsi tek tabloya sıkıştırılmış. 47 satırda beden alanı boş. 'Toplam' sütunundaki formül 12 satırda kırılmış, elle sayı yazılmış. Tedarikçi isimleri 3 farklı şekilde yazılmış: 'Demir Tekstil', 'demir tekstil', 'Demir Tekstil Ltd'."

Bu tek adım bile başlı başına değerli. Yıllardır kullandığın dosyanın içindeki hataları ilk kez net görüyorsun. Ve ardından Claude Code sana temiz bir yapı öneriyor: ürünler ayrı, varyantlar ayrı, şube stokları ayrı, hareketler (giriş/çıkış) ayrı bir yerde tutuluyor.

Bu, uygulamanın iskeleti. Ve sen bunun için tek satır kod yazmadın — sadece elindeki dosyayı verip "bunu bana anlat" dedin.

Adım 2: Excel'i Çalışan Bir Uygulamaya Çevir

Plan hazır olduğunda ikinci adım geliyor: bu yapıyı gerçek bir uygulamaya dökmek ve mevcut 2.500 kalemi içine aktarmak.

"Konuştuğumuz yapıya göre bir web uygulaması yap. Ürün listesi, arama kutusu, şube bazlı stok görünümü ve stok giriş/çıkış ekranı olsun. Sonra stok.xlsx içindeki tüm verileri bu uygulamaya aktar. Aktarırken tedarikçi isimlerini standartlaştır ve eksik bedeni olan satırları ayrı bir listede bana bildir."

Burada olan şey önemli: Claude Code sadece boş bir uygulama yapmıyor, mevcut verini de içine taşıyor. Yani ilk açtığında karşına boş bir ekran değil, tanıdığın 320 model çıkıyor. Sıfırdan veri girmen gerekmiyor.

Aktarım sırasında temizlenemeyen satırları da sana ayrı bir liste olarak veriyor: "Bu 47 satırda beden bilgisi yok, ne yapayım?" Sen karar veriyorsun. Bu, Excel'de asla yapamadığın bir şey — çünkü Excel sana soru sormaz, sessizce yanlış toplar.

Bu aşamanın sonunda tarayıcıda açılan, arama yapabildiğin, şubelere göre filtreleyebildiğin, stok girip çıkarabildiğin gerçek bir uygulaman oluyor. Excel'in yapabildiği her şeyi yapıyor — artı, artık iki kişi aynı anda kullanabiliyor.

Adım 3: Telefondan Erişim ve Barkod

Asıl fark burada başlıyor. Çünkü stok takibinin gerçek yeri masa başı değil — rafın önü.

"Uygulamayı telefonda rahat kullanılacak şekilde düzenle. Ana ekranda büyük bir arama kutusu ve telefonun kamerasıyla barkod okutma butonu olsun. Barkod okutulduğunda ürünün üç şubedeki adedi büyük puntoyla görünsün, altında 'satış yap' ve 'stok ekle' butonları olsun."

Artık kasadaki kişi, müşteri "38 beden var mı?" diye sorduğunda etiketi okutuyor ve iki saniyede cevap veriyor: "Bizde yok ama AVM şubesinde 2 tane var, oradan getirtebiliriz." Bu cümleyi kurabilmek, tek başına uygulamanın maliyetini çıkarır.

Satış anında da artık "akşam girerim" yok. Kasada barkod okutulup "satış yap" butonuna basılıyor, stok o an düşüyor. Veri gerçek zamanlı hale geliyor — ki bu, Excel'in en temel eksiğiydi.

Bir ayrıntı daha: barkodu olmayan ürünlerin var diye endişelenme. Ürün kodunu yazarak da arayabilirsin. Hatta uygulamaya kendi barkod etiketlerini üretme özelliği bile ekletebilirsin — "her ürün için yazdırılabilir barkod etiketi oluştur" demen yeterli. Depoda bir etiket yazıcısı ve bir öğleden sonra ile bütün katalog barkodlanır.

Şubeler arası transfer de artık bir konu değil. AVM şubesinden caddeye 3 parça gönderdiğinde uygulamada "transfer" kaydı açılıyor, ürün yolda görünüyor, karşı taraf teslim aldığında onaylıyor. Excel'de bu iş, iki farklı hücreyi elle değiştirmek ve birinin unutmasını beklemekti.

Adım 4: Kritik Stok Uyarısı

Veri güncel olunca üstüne akıl koyabilirsin. Excel sana asla haber vermez; uygulaman verebilir.

"Her ürün için kritik stok seviyesi belirleyebileyim. Bir ürünün toplam adedi bu seviyenin altına düştüğünde ana ekranda kırmızı bir uyarı listesinde görünsün. Ayrıca her sabah 09:00'da bana e-posta gönder: kritik seviyenin altındaki ürünler, tedarikçilerine göre gruplanmış olsun."

Sabah kahveni içerken telefonuna gelen e-postada şunu görüyorsun: "Demir Tekstil'den sipariş edilmesi gerekenler: 6 ürün. Aksu Örme'den: 3 ürün." Tek yapman gereken tedarikçiyi arayıp listeyi okumak.

Bu küçük özellik, çoğu butiğin en pahalı sorununu çözüyor: en çok satan ürünün stoğunun bitmesi. Çünkü en çok satan ürün en hızlı tükenen üründür ve genellikle onu en son fark edersin.

Kritik seviyeyi her ürün için ayrı belirleyebilmen de önemli. Haftada 10 tane satılan bir basic tişörtün kritik seviyesi 15 olmalı; ayda 1 tane satılan bir abiye elbisenin kritik seviyesi 1 olabilir. Tek bir "5'in altına düşünce uyar" kuralı her ürüne uymuyor — ve zaten hazır programların çoğu tam olarak bu tek kuralı dayatıyor. Kendi uygulamanda istersen Claude Code'a "kritik seviyeyi son 60 günün satış hızına göre otomatik hesapla" bile diyebilirsin.

Adım 5: Sayım ve Basit Raporlama

Son katman, o korkulan sayım gününü sıradan bir işe dönüştürüyor.

"Bir sayım modu ekle. Sayım başlattığımda telefondan barkod okutarak fiziksel adetleri gireyim. Sayım bittiğinde sistemdeki adetle saydığım adet arasındaki farkları bir liste halinde göster — hangi üründe kaç adet fark var, bu farkın parasal karşılığı ne kadar."

Kağıt çetele yok, sonradan Excel'e geçirme yok. Sayım biter bitmez fark raporu hazır. Üstelik fark listesi sana ne yapman gerektiğini de söylüyor: eğer aynı üründe sürekli eksik çıkıyorsa ortada bir sorun var demektir.

Raporlama tarafında da abartmaya gerek yok. İşletme sahibi olarak gerçekten ihtiyacın olan üç şey var:

  • Ne hızlı satıyor: Son 30 günde en çok satan 20 ürün. Bunları asla stoksuz bırakmamalısın.
  • Ne satmıyor: 90 gündür hiç satılmayan ürünler ve bunların üzerinde bağlı duran para. İndirim kararını bu listeye bakarak veriyorsun.
  • Ne kadar para rafta duruyor: Toplam stoğun alış fiyatı üzerinden değeri — şube şube. Bu rakamı bilen esnaf sayısı sandığından az.

Claude Code bu üç raporu grafiklerle birlikte tek bir istekle üretebiliyor. Ve bu grafikler işletmeni bir anda "hissederek yönetilen" bir yerden "veriye bakarak yönetilen" bir yere taşıyor.

Uygulamalı öğrenmek istersen: WP Okulu'nun 8 kişilik vibecoding atölyesinde, 3 hafta boyunca kendi işletmenin aracını sıfırdan geliştiriyorsun. Excel dosyanı getir, atölyeden çalışan bir stok uygulamasıyla çık — Anthropic sertifikalı eğitmen rehberliğinde, birebir destekle. Atölye detaylarını incele →

Peki Ne Kadar Sürer, Ne Kadara Mal Olur?

En sık gelen iki soru bunlar. Gerçekçi cevaplar verelim.

Süre: İlk kez böyle bir şey yapıyorsan, Adım 1 ve 2'yi bir hafta sonunda bitirebilirsin. Yani cumartesi başlayıp pazar akşamı elinde verisi aktarılmış, çalışan bir uygulama olabilir. Barkod, uyarılar ve raporlar için birer akşam daha ayır. Toplamda bir hafta sonu artı birkaç akşam. Hazır bir stok programının kurulum ve veri aktarım sürecinden uzun değil.

Maliyet: Aylık bir AI aboneliği ve çok küçük bir sunucu masrafı. Kişi başı, şube başı, ürün başı ücret yok. Hazır stok programları genellikle kullanıcı ve şube sayısına göre fiyatlanır — üç şube ve beş kullanıcı, çoğu programda en üst pakete denk gelir.

Peki neden hazır program kullanmıyoruz? Kullanabilirsin — ve bazı işletmeler için doğru cevap odur. Ama hazır programın sana dayattığı bir iş akışı vardır. Sen bedeni "36-38-40" diye takip ediyorsan ama program "S-M-L" istiyorsa, ya işini değiştirirsin ya da her gün küçük bir sinir krizi geçirirsin. Kendi yaptığın uygulamada ise program senin işine uyar, sen programa değil. Terzi usulü demek tam olarak bu.

Bir de şu var: uygulaman büyüdükçe onu büyütebilirsin. Yarın bir cari hesap ekranı, öbür gün bir tedarikçi sipariş takibi eklemek istediğinde birinin fiyat listesine bakmıyorsun — Claude Code'a söylüyorsun.

Nereden Başlarsın?

Bu yazıyı okuyup "güzelmiş ama benim yapabileceğim iş değil" demeni istemiyorum. Çünkü yapabileceğin bir iş. İşte ilk üç adım:

  1. Excel dosyanı bul ve bir kopyasını al. Orijinaline hiç dokunmayacaksın. Tüm çalışmayı kopya üzerinde yapacaksın — yani hiçbir risk almıyorsun.
  2. Claude Code'u kur ve dosyayı ona anlattır. İlk isteğin kod yazmak olmasın. Sadece "bu dosyayı incele ve bana anlat" de. Bu ilk konuşma, uygulamanın planını ortaya çıkaracak.
  3. Küçük başla. İlk versiyonda barkod, e-posta, grafik olmasın. Sadece "ürünü ara, adedi gör, adedi değiştir" çalışsın. Bir hafta kullan. Eksikler kendiliğinden ortaya çıkacak, sonra teker teker eklersin. İlk projen yazısı bu süreçte sana rehberlik edecek.

Dikkat: uygulamayı bir günde mükemmel yapmaya çalışma. Excel'in de mükemmel olmadığını unutma — sen sadece ondan biraz daha iyisini yapmaya çalışıyorsun. Ve o "biraz daha iyi", işletmene haftada saatler kazandıracak.

Sonuç

Elindeki Excel dosyası bir yük değil — başlangıç noktası. İçinde yıllardır biriktirdiğin tüm iş bilgisi duruyor: ürünlerin, tedarikçilerin, marjların, şube dağılımın. Eksik olan tek şey, bu bilginin canlı, herkesin erişebildiği ve sana haber verebilen bir sisteme dönüşmesi.

Bir zamanlar bu dönüşüm için ya yazılımcıya ciddi bir bütçe ayırman ya da işini hazır bir programın kalıbına sokman gerekiyordu. Artık gerekmiyor. Claude Code ile konuşarak, kod yazmadan, kendi işine birebir uyan bir stok uygulamasını kendin kurabilirsin.

Bu hafta sonu Excel dosyanın bir kopyasını al ve tek bir soruyla başla: "Bu dosyada ne var, bana anlat." Gerisi gelecek. Ve stok çözüldüğünde sıradaki sorun genellikle tahsilat oluyor — kimin ne kadar borcu var, kim ne zaman ödeyecek. Tahsilat takip paneli yazısını oku →


Kaynak: Bu yazı, Anthropic'in Claude kullanım senaryolarından uyarlanmıştır: Understand and extend an inherited spreadsheet ve Chart your data before you commit.

Fikret Tozak
Yazar

Fikret Tozak

WP Okulu kurucusu. 15 yılı aşkın web geliştirme deneyimi. Anthropic sertifikalı vibecoding eğitmeni.

Vibecoding'i uygulamalı öğrenmek ister misin?

10 kişilik uygulamalı atölyemizde, 2 haftada kendi ürününü geliştir. Kod bilmene gerek yok.

Atölye Hakkında Bilgi Al →
Sonraki grup Ağustos 🎯 -3.000 TL

Bilgilerin güvende. Sadece kayıt için kullanılır.